|
|
Seracılık
Antalya, örtüaltı tarım olarak da bilinen seracılıkta Türkiye'deki
üretimin yüzde 85'ini karşılıyor. Antalya'da yaklaşık 200 bin aile, 150
bin hektarlık alana yayılan araziler üstünde seracılık yapıyor. ---
---
Türkiye sahip olduğu ekolojik özellikleri nedeniyle sebze ve meyve
üretimi bakımından dünyadaki önemli ülkelerden biridir. Ancak, modern
anlamda üretim, özellikle de seracılık faaliyetleri 1940’lı yıllarda
Akdeniz sahil bölgesinde başlamış ve 1970’li yıllarda gelişmiştir.
Türkiye’de örtüaltı yetiştiricilik faaliyetleri sebze yetiştiriciliğinde
yoğunlaşmıştır. Toplam örtüaltı yetiştiriciliğin %95’ini sebze, %5’ini
ise, meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliği oluşturmaktadır. Örtüaltı
üretimde domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun, karpuz ve kabak en çok
yetiştirilen sebzelerdir. Seraların yaklaşık yarısına yakınında ise,
domates yetiştirilmektedir. Örtüaltında sebze yetiştiriciliği ürünlerin
tarlada yetiştirildiği dönemler dışında yoğunlaşması nedeni ile karlı
bir faaliyet olmakla birlikte, özellikle serada üretimin yüksek
maliyetli olması ve teknik bilgiye dayalı üretim yapılması zorunluluğu
ile daha fazla bilgi ve sermaye gerektiren bir yetiştirme sistemidir.
Türkiye’de örtü altı tarımın %87’si Akdeniz Bölgesi’nde yapılmaktadır.
Toplam örtüaltı alanların %14’ünü cam sera, %34,7’sini plastik sera,
%11,6’sını yüksek tünel ve %39,7’sini alçak tünel oluşturmaktadır.
Akdeniz Bölgesi’ndeki örtüaltı alanların %39’u Antalya, %30,7’si Adana,
%25’i İçel ve %4,9’u Hatay’dadır.
Örtüaltında yetiştirilen ürünlerin başında domates gelmektedir.
Türkiye’nin 2001 yılı örtü altı domates üretimi 2000 yılına göre 42.523
ton artarak 1,4 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ekim alanlarında ise
3.487 dekar artış olmuştur. Örtü altı domates yetiştiriciliğinde cam
sera ve plastik sera toplam örtü altı üretimde ekim alanının %91’ini ve
üretimin %93’ünü oluşturmaktadır. Toplam örtüaltı sebze üretimin %38’ini
domates, %26’sını hıyar, %14’ünü karpuz, %6’sını patlıcan, %5’ini sivri
biber, %2’sini dolmalık biber, %4’ünü kabak ve %2’sini kavun üretimi
oluşturmaktadır. Türkiye’nin domates üretiminin yaklaşık %15’i örtüaltı
yetiştiricilik ile üretilmektedir.
Türkiye’de örtüaltı sebze yetiştiriciliği 1997- 2001 yılları arasında
40.000 hektardan 47.000 hektara çıkmıştır. Söz konusu yıllar içinde en
yüksek ekim alanı 48.000 hektar ile 1999 yılında gerçekleşmiştir. Aynı
yıllarda toplam örtüaltı üretim ise, 2,6 milyon tondan 3,6 milyon ton’a
çıkmıştır. Ekim alanlarının yaklaşık %26-30’unu domates, %23-32’sini
karpuz, %13-18’ini hıyar oluşturmaktadır. Aynı yıllar arasında domates
ve hıyar ekimi artış gösterirken karpuzda azalma görülmektedir.
Örtüaltında yetiştirilen diğer önemli sebzeler ise; kavun, patlıcan,
kabak(sakız), biber ve fasulyedir. Toplam örtüaltı sebze
yetiştiriciliğinde son 5 yılda ekim alanlarında %18, üretimde ise,
yaklaşık %37 oranında artış olmuştur.
Seracılık faaliyetlerinin genel yapısını belirleyen ana faktör,
ülkelerin iklim özellikleridir. Bu nedenle, Ekim - Mayıs ayları arasında
Türkiye’nin taze domates ihracatı, 2000 yılında 53.000 ton, 2001 yılında
84.000 ton ve 2002 yılında ise 96.000 ton olmuştur. Önemli diğer
sebzelerin 2000 ve 2001 yıllarındaki ihracat miktarları ise, hıyarda
3.000 ton ve 10.800 ton, çarliston biberde 4.400 ton ve 7.057 ton, sivri
biberde 7.130 ton ve 6.300 ton ve dolma biberde 2.900 ton ve 3.900 ton
olmuştur.
Örtüaltı sebze yetiştiriciliği; ekonomiye ve istihdama katkısı yanında
yılın her mevsiminde taze sebze tüketebilmeyi olanaklı kılması nedeniyle
önemli bir yetiştiricilik şeklidir. Artan nüfus ve tüketici
taleplerindeki çeşitlilik nedeniyle taze sebzeye olan talep artışı,
günümüzde mevsimsel değişikliklere karşın devam etmektedir. Tüketici
talepleri de dikkate alınarak, örtüaltı sebze yetiştiriciliğinin
devamının sağlanabilmesi için hedef, iyi ürün kalitesi ve özellikle son
yıllarda önemi gittikçe artan insan ve çevre sağlığını dikkate alan bir
üretim olmalıdır. Üreticiler açısından ise, üretim maliyetlerinin
azaltılması, ürün çeşitliliğinin artırılması ve üretimin hasat döneminde
yüksek fiyatla satılabileceği dönemlerde yapılması
amaçlanmaktadır.Üretim girdilerinden tohumluk, gübre, sera plastik
hammaddesi, sulama ve ekipman malzemesi temininde yurtdışından yapılan
ithalatlar önemli olmaktadır. Türkiye, bu girdilerin temininde farklı
düzeylerde olmakla birlikte yabancı ülkelere bağımlı durumdadır.
Seracılıkta önemli sorunlardan birisi de dış pazarlama sorunudur.
İhracatın ve dış pazarlardaki rekabet gücümüzün artırılabilmesi için
hedef pazar koşulları ve isteklerini dikkate alarak üretim planının buna
göre yapılması ve sera ürünlerinde tüketici sağlığı açısından güvenilir
bir üretimin sağlanması zorunlu olmaktadır.
Antalya seracılığın en çok yapıldığı il olarak öne çıkıyor
Antalya’daki seralarda üretilen ürünlerin ortalama yüzde 5'i yurtdışına
ihraç ediliyor. Narenciye üretiminin ise yüzde 20'si ihraç ediliyor.
Halen 1 milyar dolar seviyesinde olan bu ihracatın yakın bir gelecekte
ikiye hatta üçe katlanabileceği belirtiliyor.
Kente yön verenler, turizmde yürütülen çalışmalara ek olarak, seracılığa
yönelik de bazı çalışmalar başlattı. Örneğin, meteoroloji yetkilileri
ile birlikte yürütülen bir çalışmayla. Antalya'nın seracılıkta risk
haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu çalışmanın da özellikle
yeni yatırımcılara yol göstermek amacıyla hazırlanacağı belirtiliyor.
Öte yandan, Antalya'da 2005'de devreye girmesi beklenen doğalgazın başta
seracılık olmak üzere birçok alanda ciddi bir hareketlilik getirmesi
bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Antalya'da, yerli ve yabancı
yatırımcıların yeni yatırımlar gerçekleştireceği belirtiliyor.
İklim açısından turfanda sebze ve kesme çiçek seracılığına uygun araziye
sahip olan Antalya'da yıl boyunca üretim yapılabiliyor. Seracılık için
hayati önem taşıyan su açısından sorun yaşanmıyor. Bölge, yağış oranı
bakımından Akdeniz'in en iyisi ve sebze, çiçek üretimine yatkın yeterli
ve ucuz işgücüne sahip.
Balkanlar, Doğu Avrupa ve Rusya'ya gibi yakın bölgelerin Antalya'dan
sebze ve çiçek talebi artıyor. Modern seracılığa uygun bölgede havayolu
ulaşımı, haberleşme ve lojistik açısından gelişmiş bir altyapı
bulunuyor. Yabancı yatırımcı ve teknik eleman açısından bölgedeki sosyal
imkanlar ihtiyacı karşılayacak düzeyde. Bu gibi etkenlerden dolayı
Antalya'da seracılığa ilgi ve buna paralel olarak yatırımlar artıyor.
Hayvancılık
Antalya, Türkiye hayvancılığına en büyük katkıyı küçükbaş hayvan varlığı
ile yapmaktadır. İlin arazi yapısı nedeniyle hayvan varlığında kıl
keçisi en büyük payı almaktadır.
Yayla kesimlerinde kıl keçisi ve koyunculuk, kısmen süt sığırcılığı,
sahilde ise süt sığırcılığı ve tavukçuluk ağırlık kazanmaktadır.
Arıcılık, gezginci arıcılık şeklinde yapılmakla beraber, Antalya ili
arıcılık için ideal bir kışlatma bölgesidir.
Antalya'da sığır, keçi ve arı kovanında kısmı bir artış olduğu,
diğerlerinde ise pek fazla bir değişiklik olmadığı gözlenmektedir. 1999
yılında Antalya ilinde üretimi yapılan ürünlerden kırmızı et, süt, kıl
ve bal üretimi kısmi de olsa artarken beyaz et, yapağı, yumurta ve yaş
koza üretiminde gerileme olmuştur.
İlin kırmızı et üretimi genellikle kültür ve melez ırk sığırların besiye
alınmasıyla beyaz et üretimi ise daha çok et tavukçuluğu yapan
işletmelerce üretilmekte, ancak bu üretimler Antalya ilinin et
ihtiyacını karşılayamadığı için et ihtiyacı çevre illerden temin
edilmektedir.
Antalya ilinde 1999 yılında üretilen kırmızı et miktarı 9.084.512 kg
olup, bu 1998 yılına göre %5.7'lik bir artışı ifade etmektedir. Beyaz et
üretimi ise 1999 yılında 1998 yılma göre %28'lik bir düşüş göstermiştir.
Turizmde dünya kenti özelliğine sahip olan Antalya önemli bir tüketim
merkezi olmasına rağmen, arazi yetersizliği ve buna bağlı olarak da
üretimin azlığı nedeniyle normal tüketimi karşılayamamaktadır.
|
|
|